Ana içeriğe atla

Yok Senin Bir Benzerin, İnsan

Sen kime benziyorsun? Benzetiliyorsun ?
Aslında sen teksin. Farklısın. Bir tanesin sen.
Sen insansın. İnan bana sen gibisi yok şu dünyada.

Geçenlerde haftasonu belgesel seyrediyorum. Bakıyorsun hepsi aynı. Tüm aslanlar, kaplanlar, tilkiler, yılanlar, geyikler... Kısa ve özetle tüm ırklar aynı. Ama sana bana göre aynı onlar. Aslında hepsi farklı. Tek ve bir tane. Tıpkı insanlar gibi. Ben gibi, sen gibi.

Benimde saçım, kaşım, gözüm siyah. Seninde. Ama sorsan benzemiyoruz. Mesela Japonlar. Ne çok benziyorlar değil mi birbirlerine. Ama bi sor bakalım bir japona. Sende ona göre hep birsin. Ne farkın var. Belki boy, belki bariz başka fark.

Belgesel izlerken bişey dikkatimi çekti. Türler arasında bir sorun yoktu. Anlaşmak için bir çiş yapmak yetiyordu. Belki bazen ufak bir düello. O da belki. Bir asi çıkarsa. Kendi aralarında bir sorunları yok. Hiç duydun mu timsahın yanındaki timsahı yediğini, yahut ona saldırdığını. Ya da bir tilkinin diğer tilkiyi yediğini. Başka türler peşindedir onlar. Bilmem anlatabildim mi?

Ama biz öyle değiliz. İnsan insanı öldürür, döver, zülmeder. Kendi türüne, soyuna yaptıkları yetmezmiş gibi diğer türlere de salar.

Şöyle bir baktığımızda bizden başka türler hep birbirine benziyor ya, evet benziyor. Ama insana kimsesi, hiçbiri benzemiyor. İnsanın insana yaptığını, dünyada başka hiçbir tür cidden yapmıyor.

Evet sen bir tanesin, ama bende bir taneyim.
Belki de tüm mesele bu.

Yorumlar

  1. bir belgesel var onu izleyiniz insanlığımdan utandım açıkcası ismi earthlings kesinlikle izleyin

    YanıtlaSil
  2. Kürk çiftlikleri varmış. Ben yeni öğrendim. Burda kürkü için yetiştiriliyormuş tilkiler. Burdaki hayvanların yemeği de derisi ve boynuzları için avlanan geyiklerden arta kalanlar oluyor. Çok tasarrufluyuz. Hiçç ziyan etmiyoruz.
    Dediğiniz belgeseli netten buldum. İzlenecek gibi değil.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…