Ana içeriğe atla

Bencil / Bölüm - 2

Bölüm 1 

Turan pes etmemişti halbuki. Hayatına kaldığı yerden devam etmek istiyordu sadece. Tamam ölecekti ama ölüm herkes içindi. Şimdi burada otururken, bir sebeple kendisinin ya da Selin'in, cafedeki herhangi birinin ölmeyeceği ne malumdu. Kim garanti verebilirdi ki bu durumda. Hem Ayda'nın ondan evvel ölmeyeceğini kim garanti ediyordu? ... durdu kaldı bir an bu düşüncede. Neler geliyordu aklına. Korkmuştu bu düşüncenin gerçek olmasından. Ve bir an kendini Ayda'nın yerine koydu. Kendisi düşüncesinden bile deliye dönüyorken, O napacaktı peki, kendi ölünce.
Saniyeler içinde geçti tüm düşünceler beyninden. Doğruldu, Selin'in elini tuttu.
Ben.. ben sadece biraz bencil olmak istiyorum dedi, Turan. Ayda'ya haksızlık belki de. Ama bilirse daha da haksızlık değil mi? Yaşacağımız bu kısa mutlulukta bırakalım da sadece mutlu olsun. Bana acıyarak, her an öleceğimi bekleyerek kendini üzmesin. Söylesene, desem ne değişecek...
Selin, Turan'la ta liseden beri arkadaştı. Üniversiteyi de tesadüfen aynı seçmişlerdi. Böylece arkadaşlıkları daha da ilerlemişti. Yoldaş olmuşlardı birbirlerine. Okul hayatı bitince de kopmadılar. Aynı şehirde kaldılar. Farklı işlerde çalışsalarda birbirlerine hep vakit ayırdılar. Dertlerini, sevinçlerini paylaştılar. Selin'in nikah şahidi bile Turan olmuştu. Kaçarak evlenmişti Selin. Ailesi ile arasını Turan sayesinde düzeltti. Şimdi bu güzel insanı kaybedecek olmak onu üzüyordu. Ama Selin ne olursa olsun, kartlarını açık oynamayı seven biriydi. Kimseden gizlisi saklısı yoktu. Sır insanı hasta eder diye düşünürdü. İnsan içinde bir şey tutmamalıydı. Ne öfke, ne sevgi ne de merhamet.
Bu sebeple Turan'ın Ayda'dan bu durumu saklamasını istemiyordu.
Bak Turan, dedi. Bırakalım bu durumda kararı Ayda versin. Söyle ona durumu. Zaten bunca zaman söylemediğin hata. Senin yüzünden bende kızın yüzüne zor bakıyorum. Çaktırmamak için görüşmelerimi azalttım. Söyle ona. Bırak, o versin kararını. Hala seninle evlenmek isterse, evlenirsiniz, olmaz mı Turan...
Turan bıraktı Selin'in elini. Arkasına yaslanıp, şöyle bir etrafına baktı. Peki, dedi. Şimdi, şu masadaki kadına desem ki ben öleceğim, çok hastayım. Bana acır değil mi? Hiç tanımadığı halde acır. Ya Ayda.. Ayda acımayacak mı söylesene bana... derken, gözleri dolu doluydu Turan'ın. Sonra derin bir nefes aldı. Ağlamak istemiyordu. Kendisine acınmasını hiç istemiyordu.
Selin de, ben sana değil, Ayda'ya acıyorum ama, dedi. Turan güldü bu söze. Selin de güldü. Bir an olsun o kasvetli hava dağılmıştı. Tam o sırada garson geldi. İkisi de çay söyledi. Bir süre konuşmadılar. Selin, Turan'a zaman vermeye karar verdi. Şimdi her şey yeni idi. Aklının karışık olduğunu düşünüyordu. Ayda'ya her şeyi söylemesi için onu ikna edeceğine inanıyordu. Ama Turan'ın bu akşam Ayda ile konuşacağını bilmiyordu. 


 

Yorumlar

  1. hikaye olayına girmişsin...

    neyse okurum sonra :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgelmişsin. :)
      Öyle bir yapayım dedim işte. Üşengeçli bir insan için zor iş. :D

      Sil
  2. Hımm... Gerçekten zor bir durum. Aslında hepimiz her an ölümle içiçeyiz ama bunu farfında değiliz. Sabah çıktığımız evimize bir daha ger dönmeme ihtimalimiz var. Ama bunlar pek aklımıza gelmez. Ancak ölüm yüzümüze şamarı vurduğu zaman anlarız.
    Turan ve Ayda için zor bir durum... Ne desem bilemedim. İnsan bu tür durumları yaşamadan anlayamaz. İnşaallah kimse anlamak durumunda da kalmaz.
    Hikayen çok güzel gidiyor hadi bekliyorum yeni bölümü :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet zor. Şimdi kim bencil, kim değil.. bilemiyor insan.
      Ama son bölümde belli olacak. :) Üçüncü ve son bölümde.

      Sil
  3. evet ya sanırım sölemek gerekir.
    ve kız da acımadan, sevdiği için evlenmeli, herhalde.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Acıyı ve sevgiyi karıştırmadan verilmesi gereken bir karar bence. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…