Ana içeriğe atla

Bencil / Bölüm -3 Son.


Bölüm 1
Bölüm 2 

Akşam olmuş, Turan ve Ayda buluşmuş, bir restoranda yemek yiyorlardı. Her şey normal gidiyordu. Turan, büyük sürprizi için yemeğin sonunu bekliyordu. Ayda ise merakla Turan'ın ne diyeceğini düşünüyordu. Aklı karışmıştı. Çünkü Selin ile konuşmuştu. Turan önemli bir şey konuşacağız dediğinde aklına direk evlilik gelmişti. Heyecanlanmıştı. Sonra Selin'i aramış, durumdan bahsetmiş, hatta Selin'in ağzını aramıştı. Onun bileceğini tahmin ediyordu. Ama Selin ona bambaşka şeylerden bahsetmişti. Söyleyeceği şeyin, evlilik teklifi olmayacağını bile açıkca ima etmişti.
Düşünceli düşünceli yemeğini yerken, Turan'a baktı. Yoksa ondan ayrılmak mı istiyordu ki.. Sonra yemek yemeyi bırakıp; Turan.. beni seviyorsun değil mi ... dedi. Beni hiç bırakmazsın değil mi...
Turan, bırakmazsın kelimesi ile adeta donakaldı. Bırakır mıydı hiç, elinde olsa.. ama bırakacaktı işte.. Ayda, Turan'ın bu halini görünce üzüldü. Demek ki bu buluşma son buluşma idi, ayrılacaktı ondan. Neden sustun Turan.. neden.. bırakmam, bırakamam demek bu kadar mı zor. Ben hiç düşünmeden bırakmam demeni beklerdim, dedi. Gözyaşları boşaldı gözünden.
Evet, dedi Turan. Evet bırakmam demek isterdim ama bırakıyorum dedi. Ayda, titreyen sesiyle; ayrılıyor muyuz şimdi.. beni terk mi ediyorsun Turan.. dedi.
Hiçbir şey söylemedi Turan. Kalktı masadan. Evet, deyip restorandan ayrıldı. Ayda bakakalmıştı ardından. Herşey çok güzel başlamışken, ne hale gelmişlerdi. Öylece bir saat kaldı masada. Bir ağladı, bir kızdı. Sonra evine gitti.
Turan, restoranı terketmişti ama dışarıdan Ayda'yı izliyordu, yaşlı gözleriyle. Ayda gidince, cebindeki yüzüğü çıkardı. Neler de düşünmüştüm, bak neler oldu, dedi kendine yüzüğe bakıp. Sonra sinirle fırlattı yüzüğü. Ama pişman oldu hemen, aldı yerden, sildi okşadı. Yere çöküp, sesli sesli ağladı. Yollarda yürüdü sabaha kadar. Şu kısacık ömrünü zehir ettiğini düşünüyordu.
Sabah, Selin ilk iş olarak Turan'ı aramış, cevap alamayınca Ayda'yı aramıştı. Ayda'danın da telefonunu kapalıydı. İyice meraklanmıştı. Neler olduğunu merak ediyordu. Ama bu sessizliğin iyiye işaret olmadığını düşünüyordu. Turan herşeyi anlatmış olabilirdi. Ayda'nın tepkisini tahmin etmeye çalışıyordu. Turan'ı sevdiğine emindi. Öleceği için onu bırakıp gitmez diye umut ediyordu. Turan Ayda'yı çok seviyordu çünkü. Ölene kadar onunla birlikte olmak istiyordu, daha ne ispat isterdi ki bir sevgi. Sonra bir an, bunları düşünürken Turan'a haksızlık yaptığını düşündü. Onun sadece ölene kadar sevdiğiyle birlikte olmak istediğini şimdi anlamıştı. Tekrar Turan'ı aradı. Telefon açıldı ama açan kişi Turan değildi.
....
Turan tüm gece sokaklarda dolaşmış, sabaha karşı Ayda'nın evinin oraya gelmişti. Uykusuz ve bitkindi. Ayda'da tüm gece uyumamıştı. O da uykusuzdu. Sabah karşı uykuya dalmış, alarmın sesiyle uyanmıştı. Kendine gelip hazırlanana kadar epey vakit geçmişti. İşe geç kalma telaşıyla aceleyle çıktı evden. Arabasına bindi, hızla kendini yola bıraktı. Hiç sağa sola bakmamıştı. Sonra bir şeye çarptı. Yolun kenarında onunla konuşmak için bekleyen Turan'a çarpmıştı Ayda. Turan'ı yerde kanlar içinde görünce, o da bayıldı. Çevredekiler ambulans çağırmıştı. Turan'ın telefonunu açan da bir polis idi. Selin hastaneye koştu. Ama yetişemedi. Turan ölmüştü.
Selin, o gece neler olduğunu hiç öğrenemedi. Ayda kazadan sonra kendine gelemedi. Hiç konuşmadı. Selin içten içe tüm bu olaylardan kendini sorumlu tuttu. Eşinin desteği olmasa, o da çıldırırdı. O şehirden taşındılar bir süre sonra. Ama Selin, her ay gidiyordu, hem mezarlığa, hem kliniğe... belki bir umut, içindeki pişmanlık geçer diye.

Yorumlar

  1. Merhaba,
    Güzel bir kurgu olmuş. Tebrik ederim. Yazılarınız hoş..
    Benim bloğuma da beklerim: http://bilalsarisen.blogspot.com/
    Saygılar, sevgiler..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler. :)
      Yine beklerim o halde.

      Sil
  2. yaaa niye çok sevenler uzun uzun mutluluklarını yaşayamıyorlar acaba :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevmek yaramıyor demek ki.. :) Ya da ben çok hain çıktım. Kavuşturmadım onları.

      Sil
  3. allam ya amma dram ya oluyodur herhalde böle şeler.
    :)
    bak valla tüylerim diken diken oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Türk filmlerinden esinlendim. Acıdasyonu fazla.
      Olur mu olur... Allah göstertmesin.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…