Ana içeriğe atla

Acı Çikolata.


Hayretler içinde ve gözümü bile kırpmadan arkadaşıma bakıyordum. O acı şeyi nasıl da tatlı tatlı yiyordu. Şaşkındım. Ağzım açık ona bakıyordum.

-İster misin?

Elinde bir parça bana uzattı. Sanırım ona bakıp canım çekti zannetti.

-İstemem. O acı.

-Acı mı? Hangi çikolata acı olabilir ki? Uff.. çok lezzetli. Al. Bak tadına.

Bir yandan da dudağını yalıyordu. Ama hepten batıyordu. Acı olan bir şeyi bu kadar iştahla yiyebilir miydi?

-Çikolatalar acı oluyor ama.

-Sen günü geçmiş olanı yemişindir. Çikolatanın en ucuzu bile tatlıdır. Taptatlı.

Tüm bunları, elinde bana vermek için tuttuğu parça ağzındayken söyledi. Ağzının içi, dişleri çikolata olmuştu. Komikti.

-Tamam, küçük bir parça ver. Acı ise yüzüne tükürürüm bak.

Güldü. Elinde kalan çikolatanın yarısını kırıp bana uzattı.

-Çok ama.

-Yedikten sonra az gelir, merak etme.

Hala tatlı olduğuna inanmıyordum. O çikolataları bana annem vermişti. Günü geçmiş olsa görürdü. Hiç öyle bir hata yapar mı? Yapmazdı tabi.
Çekine çekine, yavaşca ağzıma küçük bir parça attım. Tükürmeye hazır halde duruyordum. Bekledim.  Bir acılık hissetmedim. Dilimle tabağımın arasında ezdim. Eriyip ağzıma yayıldı. İnanılmaz bir şeydi. Öyle güzeldi ki tadı. Gözlerim parladı. Neşe içinde:

-Ama bu çok güzel.

-Sana dedim değil mi? Hiçbir çikolata acı olmaz.

Ve son parça çikolatasını ağzına attı.
Bende elimdekinin hepsini ağzıma attım. Sanki verdiğini geri alacaktı. 
Bu nasıl oluyordu peki? Bu çikolataysa benim yediklerim ne idi?  Ben, bu tattan nasıl habersizdim.

Bunları düşünüyorken  annemleri gördüm. Arkadaşımın annesi ile geliyorlardı. O da annesini gördü. Hemen elini ağzını silmeye koyuldu.

-Ağzımda çikolata yok değil mi? Anneme sakın söyleme. Kızıyor.

-Neden?

-Zararlıymış.

-Zararlı mı?

-Aman işte, kendi kilo alacağım diye yemiyor. Bana da yedirmiyor. Söyleme tamam mı?

-Peki.





Yorumlar

  1. En güzeli bitter çikolataaaaaa ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kimisi onu beğenmez. Bende çok severim. :)

      Sil
    2. Tam diyecektim. En güzeli bitter. Bir parca alip agzimda eritip bir yudum kahve ile tüketirim. Ama bu aralar yasak. Kilo verme derdindeyim.

      Sil
    3. Şimdi, güzel olan her şey yasaklanıyor. diye serzenişte bulunmak lazım. :)

      Sil
  2. Güzeldi. Çikolata gibi. :)

    YanıtlaSil
  3. Sahi adına neden bitter dedilerse?
    Önyargıya dair minik bir öykü olmuş, elinize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilmem. Araştırmak lazım.
      Teşekkürler. :-)
      Aslında yazarken önyargı aklıma hiç gelmemişti. :-)

      Sil
  4. Biri çikolata mı dedi.. :))

    YanıtlaSil
  5. Aklıma düşürdün şimdi. Benim favorim fıstıklı çikolata. Hepsi güzel ya, acısı bile bal :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :-)
      Evet bende içi dolu olanları daha bir seviyorum.

      Sil
  6. Çok sık yemem, yersem bitter tercih ederim:) Ama acı olanın da hakkını vereyim, gayet iyi:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sanırım blogdaşların çoğu bitterci. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…