Ana içeriğe atla

Ben Küçük, Stadyum Kocaman...

Yıl.. 1999 'dan önce. 98 ya da 97 olabilir.

Bizim belediyenin o zamanlar 41 nikah, 41 düğün diye bir etkinliği oluyordu. Maddi durumu iyi olmayanlara yönelik, evlenmiş ama nikah düğün yapamamışlara bir fırsat. Ya da yeni evlilere tabi. :)

Bizim o zaman oturduğumuz mahallemizde de bir komşumuz başvurmuştu. Biz de tabi düğüne davet edildik.

Düğün nerede olabilirdi peki? Bir düşünsenize.. 41 çift var. Bir de bunların akrabası, konukomşusu var.. baya büyük bir yer lazım değil mi? Peki neresi uygun olur?
Tabiki stadyum.

Etkinlik İzmit İsmetpaşa Stadyum'daydı.
Benim böyle bir etkinliğe ve bir stadyuma ilk gidişim olacaktı. Tabi öyle kuru bir nikah değildi. Konser de olacaktı. Kimler geliyordu peki?

Seda Sayan.
İbrahim Erkal.

Şu isimlere bak hele.. pehh.. hiç tarzımda değiller he.
Zaten o yaşlarda onları dinlemek için gitmemiştim. Bendeki heyecan daha çok o koca stadyuma gitmeye dairdi. Niyeyse.. :)

Gittik. O dev kapılardan girdik. Sahneyi iyi görebildiğimiz bir yere oturduk. Sanırım önce nikahlar kıyıldı. Topluca. Sonra topluca dans.

Sırada konser var. İlk önce sahneye Seda Sayan çıkacak. Ama ismi anons edildiği halde baya bir zaman çıkmadı sahneye. Millet “Seda.. Seda ... Seda .. “ diye bağırmaya başladı. Sonrasında kesin, keşke o sahneye hiç çıkmasaydım demiştir. Zira çıktığı ile indiği bir oldu. Kadının talihsizliği üzerindeymiş. Ses sistemi çalışmadı. Kendi kendine söyler gibiydi şarkıyı. Sonra millet yine hepbir ağızdan “ses gelmiyor, ses gelmiyor..” diye bağırmaya başladı ki, Seda'nın sesi hepten gitti. Sonrada sahneyi terketti zaten. O vakitler bu kadar sevilen biri değildi. Tamam tanınıyordu ama popüler değildi. Sabah şekeri olduktan sonra hayranları arttı onun.

Sonra sırayı İbrahim Erkan aldı. Ve nasılsa ses sistemi çalıştı. Adam rahat hali ile milleti coşturdu. Arada o an oynanan bir maçtan da bahsediyordu. Ama ne maçı idi, bilmem. :D
Herkesi eğlendirmeyi başarmıştı. Konser bitince, gece de son buldu tabi.

Şimdi o İsmetpaşa Stadyumu yıkılacak. Yerine büyük bir ihtimal bir alış-veriş merkezi yapılacak.
Yeni stad, bize çok uzak bir yerde olacak. Gideceğimden değil ama uzak işte.

Dün önünden geçtik stadın. Hala duruyordu. Gerçi yıkıldığında duyarız. Gazetelere çıkar eminim.

Benimde kendisiyle böyle bir anım var işte. Yıkılıp unutulmadan bir paylaşayım istedim.


Yorumlar

  1. Beni niye çağırmadın düğüne,
    halay başı olur,
    iki de horon teperdik yaw....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çağırdım da gelmedim, hiç mi beni sevmedin..
      :D

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…