Ana içeriğe atla

Benim Kamera Arkam.

Sevgili blogdaş Nabrut, merak etmiş, bu blog yazılarımı nasıl yazıyorum diye. 
Allahım, sen affet, insan bir mimi bu kadar çarpıtır yani.. :D

Mimin adı, kamera arkası. Yani blogumuzda yazdığımız yazıları nasıl yazıyoruz, ne şekilde yazıyoruz.. Bunu anlatan bir yazı.

Lütfen önce mendillerinizi hazırlayın. Benim blog yazılarımı nasıl yazdığımı öğrenince, gözyaşlarınıza hakim olamayacaksınız. Bak bende hüzünlendim şimdi.

Efendim, malum bilindiği gibi, bilmeyenler varsa da şimdi öğrensin, evde eski bir bilgisayarım var. Onun için yeni bir pc alacağımı söylemiş. Sizden öneri istemiştim, hatırlarsanız. Ama ben sizin önerilere uyamamış, gitmiş bir tablet almıştım. Paramla onu almaya kıydım diyebiliriz.
Bilen bilir, tablette normal bir yazı yazmak zordur. Yani benim için değişen pek bir şey olmadı.

Peki nasıl yazıyorum ki ben bu yazıları..

Biraz heyecanlanın..

Küt küt..
:D

Delirdim azcık.

İşyerinde yazıyorum. İşte söyledim.

Bir yandan gelen gidene bakıyorum. Bir yandan yazı yazmaya çalışıyorum. Bir yandan bunu patrona çaktırmamaya çalışıyorum. Word bir açılıyor, bir kapanıyor. Yazılar mütemadiyen yarım kalıyor. Sonra devamı geliyor.
Ah bir de yerimden kalkmak gibi bir olay oluyorsa, bende heyecan tavan yapıyor. Ay onu kapat, yok onu sil, aman kimse bir şey görmesin.. öl geber stresten. :D

İşte böyle aksiyon dolu anlarla yazıyorum ben bu yazılarımı. Bu blog benim fedakarlıklarımla ayakta duruyor hala.. 
Evet mendillerinizi şimdi kullanabilirsiniz. Aaa.. hala ağlamadınız mı? ):

Bir de resim sorunsalım var benim. Allah kimseye, başka blogdaşlara vermesin. Başka bloglarda milletin kendi çektiği resimleri gördükçe nasıl da içim gidiyor, bilmiyorsunuz. Tamam resim çeken bir telefonum benimde var ama işyerinde bilgisayara bağlayamıyorum. Ki telefonun bağlantı zımpırtısı da yok zaten. Bende bu durumu kendi çizdiğim resimlerle kapatmaya çalışıyorum. Ya da arayı daha fazla açıyorum. Farketmişsinizdir.
Bende sizden çok şey bekliyorum sanki, yok onu biliyorsunuz, yok bunu farkettiniz.. gibi lafları çok kullandığımı farkettim. Napıyım, kendimi çok mühim insan sanıyorum. Hepsi bundan. Ki bunu zaten, yazının ilk cümlesinden anlamışsınızdır. Anlamayanlara koca bir selam çakıyorum ve :D 

Sevgiler... 





Yorumlar

  1. Cok hizlisin :) sevgili küçük emrah :)) ama suc senin blogger tablet alir mi :))) ama simdi utandim sen böyle dertler ve sikintilar icinde yazarken ben zevku sefa icinde :)))))) mendil yetiremedim inan :)) cok sevdim bu yaziyi ama ellerine saglik.artik okurken seni böyle hatirlayacagim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D
      Acıların çocuğu..
      Oyy.. yine de kıyamam ya.. ağlamayın siz. :p (mendil tedarik ederim ben, sorun yok)
      Ben yine de halimden memnumun. yazabiliyorum herşeye rağmen. :) :)
      İçimdeki Emrah oluverdi Polyanna. :D
      İyi bir şekildedir İnşaallah.
      :)

      Sil
  2. ahahaha güldürdün beni kıısss :) canım benim telefpnuna google playden googe + programını indir onunla birlikte fotoğraf programı gelecek ve çektiğin bütün fotoğraflar yedeklenecek.post yazarken fotoğraf bölümüne tıkla çıkan yazıda telefondan yükle seçeneği var ordan istediğin fotoraflara tıkla ve seçilenleri ekle onu ekledikten sonra ekranın en alt sağ köşesinde fotoğrafı nereye koymak istediğini belirle ve fotorafların yüklensin....ayy anlatması zor uygulaması kolay canım kolay gelsin sana sevgiler selamlar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah ağlatmasın. :)
      Çok teşekkürler ama benim birde şu sorunum var. Telefondan nete giremiyorum. Yani girerim de, girmiyorum. :D tarife pek müsait değil. Birde evde 60 küsür lira ödediğim net varken, üstüne birde cepten nete para vermeyi pek akıllıca bulmuyorum. Keşke telefonumda wife olsaydı ama yok maalesef. :)
      sevgiler benden Efenim.. :) :)

      Sil
  3. Allah kolaylık versin. Bir post hazırlamayı başarmak Görevimiz Tehlike filmlerini aratmıyor desenize. :)) Ama olsun belki de bu kadar zorluğa katlanmanız onları daha değerli kılıyordur. ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin.. Amin..
      Evet, çok benziyor, değil mi.. :) öyle tabi, her biri çok değerli. Blogum çok değerli. Sizler de onun değerini arttıyorsunuz. ;)
      Eksik olmayın.

      Sil
  4. Aşk bu işte.... :))

    İdolümsün...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo..
      Vayy...
      Ayy.. ben bir havalandım. :) :)
      Teşekkür ederim..

      Sil
  5. hah haaaaa ama çok güldüm yaaaaa :)))

    YanıtlaSil
  6. Ahaha çok tatlısın ama valla. :-) bundan böyle ne şartlarda yazdığını düşünerek okurum ben ehehe bütün bunlar hep emek :-)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)
      Hepimizinki öyle, emek dolu.
      Eksik olma. :) :)

      Sil
  7. Yaaa bu mimi benim de yapmam lazımmm ama yapamıyorum bir türlüüü offf ki ne offf :/
    :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. tabisi canımmm koskoca bennnn neler başarmışım bu neymiş hahaha :D

      Sil
  8. Bir şeyi aşkla yapmanın örneği bence,

    Bilirim, iş yerinde özel şeylerle ilgilenmenin stresini ve heyecanını. Hep de suvunurum, 7/24 çalışılmaz ki arada kafa dağıtmak gerek ki tekrar odaklanabilelim di mi? ;)

    Göze batmasa o 5-10 dakikalar. İçgüdüsel biraz da, vicdanımız ve yasağın cazibesinin savaşı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. değil mi.. dağıtalım da toplaması da olsun. :) :)
      cazibesi fazlaca gibi. Zira evde bu kadar nete takılmıyorum, sıkılıyorum. :)

      Sil
  9. Aa, ilginc bir mim buda. Daha mimlenmedim ben, kesin mimlenirim. Yazarim bende blog yazilarimi nasil yazdigimi.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…