Hayaller Birgün Gerçekleşir Umuduyla Kurulmaz. Zira Hayaller Değildir Umutla Beslenen. Hayaldir Umudun Ekmek Kapısı...






28 Nisan 2014

Kurtarıcı.

İçim geçmiş. Hemşirenin öksürüğü ile gözlerimi açtım. O da uyandırdığı için mahçup olmuş gibiydi. Olmaması lazım. Hem uykum hafiftir, hem de tam uykuya geçmemiştim.
Hemşire gidince odada dolanmaya başladım. Sonra yine oturdum. Öylece O'na baktım. Kafasına 4 dikiş atıldı. Ama Allah'tan hasar yok. Hep dediğim gibi, taş kafalı işte. Elini tuttum usulca. Yine benim yüzümden kırdığı elini. Kırmak da değil tuzla buz olmuştu. E kolay değil, benim altımda kalmıştı eli. Hala soğuk aldığında sızladığını bilirim. Gayriihtiyari ovalarken görürüm.

-Hadi ama gören de yanlış anlayacak. Ne tutuyorsun la elimi.

-Ne zamandır uyanıksın sen?

-Hemşirenin güzel kokusuna uyandım.

Evet, hiçbir şeyi olmadığını artık tam kanıtlamıştı.

-Çok korkuttun beni. Neden yaptın bunu, deli misin sen?

-Asıl sen deli misin? Ev yanıyor sen içerde keyif uykusundadır. Birinin seni uyandırması lazımdı.

İkimiz birden gülmeye başladık. Yangının ortasında kalan bendim. Şimdi hastanelik olan O idi.
Beni kurtarmak için kaşla göz arası alevlerin içine dalmış. Bende sanırım gaflet uykusundaydım. Uyanmamışım. Uyandığımda sesini duydum. Ya da sesine uyandım. Bilemiyorum. Tam O'nu görmüş yanına gidiyordum ki, üstüne bir şey düştü. Hemen koşup çıkardım. Kapıda telaş ve panikle bekleyen gözler, benim kucağımda Cem'i görünce üstüne bir de şaşırdılar. Kurtarılmayı bekleyen kurtarıcı olmuştu.

Övünmüyordum. O benim can dostum dediğim kişiydi. Canını hiçe sayıp, benim için alevlere meydan okumuştu. Bir an bile korkmadan. Düşünmeden. 
Bu adam beni kurtarmaya yeminliydi galiba. 
Lisedeyken de başım dönüp yere çakılacakken kendini bana minder yapmıştı. Elini böyle sakatlamıştı. Ve çok sevdiği baskete veda etmek zorunda kalmıştı. Bende o oynamıyorsa bende oynamam demiş, bırakmıştım. Koçtan ne küfürler yemiştim. Geleceğin starı olabilirsin demişti. Ama umrumda değildi. Cem de yetenekliydi. Üstelik benden fazla basketbola bağlıydı. O benim yüzümden oynayamazken, ben onun gözlerinin içine bakarak nasıl oynardım.

Kalkıp gazeteleri aldım. Bizimle ilgili haberi açıp sırıtarak gösterdim.

-Bak, meşhur olduk.

-Ver bakayım. Nasıl yazmışlar, ne yazmışlar. Nasıl çıkmışım..

-Bence okuma ya. Görme. Moralin bozulur şimdi.

Hala gülüyordum. Çok yalvartmadan gazeteyi eline verdim. Okumaya başladı.

-Ulan yine ikinci adam olmuşum. Nedir benim senden çektiğim.

Gazeteyi bana doğru fırlattı. Ama ıskaladı. Yanına gidip sarıldım. O da beni yumruklamaktan vazgeçip sarıldı. Kapı açıldı. Doktor içeri girdi. Cem'in deyişiyle, basılmıştık. 






14 yorum:

  1. Çok güzel olmuş bu, öyle doğal ki, keyifle gülümseyerek okudum. :) Yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Ne hoş bir hikaye olmuş :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Arkadaşlık aslında hoş olan.

      Sil
    2. Gerçek arkadaşlıkların her daim var olması dileğiyle :)

      Sil
  3. benim, hiç böyle ölümüne kankayız diyebileceğim biri olmadı yaw...
    ya da hiç olmadım sanırım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet hiç olmadı diyoruz en başta.. ama biz de olamadık değil mi..
      Ama herkesin hayatı da böyle aksiyonlu olmaz ki. Fırsat olmamıştır olmaya. :)

      Sil
  4. her hikayen öncekinden güzel mi oluyor ne ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Öyle oluyorsa ne ala.. giderek çirkinleşmesin de.. :) :)
      Teşekkür ederim.

      Sil
  5. Hikayelerini gercekten Uyusuk mu yasamis diye okuyorum. Anlamaya calisiyorum. Cok güzel

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben sadece yazıyorum.. :)
      Teşekkürler.

      Sil

Popüler Yayınlar