Ana içeriğe atla

öykü denemesi.

Baba, bir gün yanında genç ve güzel bir kızla gelir. Evlendiklerini söyler. Çocuklarına, Ona gösterilen saygının, hürmetin aynı şekilde karısına da gösterilmesini altına çizerek belirtir. 3 çocuğu da bu evliliğin kadının planı olduğunu düşünür. Zira babaları çok zengin bir işadamıdır. Ve karısı ondan 40 yaş küçüktür. Amacının sadece servet olduğu bellidir. Babalarına olan saygılarından o an susmuş olsalarda bu servet avcısı kadını yollamaya karar verirler. Günler geçip üvey annelerini tanıdıkça ondaki farklılığı farkederler. Yaşı 25'tir ama sanki çocuk gibidir. Ürkek ve çekingendir. Onunla evde olduğu için daha çok vakit geçiren küçük oğlu, ona karşı birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zamanla evdeki varlığına alışılmıştır. Ama hala kimse bu evliliği onaylamamıştır. Büyük oğlu bir gün babasının odasına öfkeyle dalar. Sebebi, babasının küçük oyununu artık öğrenmiş olmasıdır. Baba aslında hiç evlenmemiştir. O genç kızı sokakta ölmekten kurtarmış, kimsesiz ve çok hasta olduğunu öğrenince de eve getirmeye karar vermiştir. Tek isteği, zavallı hasta kızın son günlerini gönlünce geçirmesini sağlamaktır. Evde sığıntı gibi kalmasın diye de bu evlilik yalanını söylemiştir. Ama küçük oğlunun bu kıza karşı olan ilgisini anlamıştır. Kız da ona sevdalanmıştır. Oğlu ona tüm gerçeği açıklamasını söyler. Baba, yardım edeyim derken, kıza ve oğluna nasıl bir kötülük yaptığını anlamıştır. Büyük oğlu, ablasına bu gerçeği söyler. Abla, dayanamayıp küçük kardeşine gidip gerçeği söyler. Çünkü onun aşkını o da farketmiştir. Ama ondan hiç beklemediği bir tepki alır. İnkar eder. Ablası, kızın sayılı günleri kaldığını söyler ama kardeşi hala inkar etmektedir. Günler sonra baba herkesi toplar ve tüm gerçeği açıklar. Oğlundan özür diler. Oğlu hala inkar etmektedir. Bu arada acı haber gelir. Kız ölmüştür. Kızı aile mezarlığına defnederler. Küçük oğlu hala dillendiremediği aşkını kalbine gömüp evi terkeder.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…