Ana içeriğe atla

Yanlış Zaman, Yanlış İnsan

Hep bekler ya insan, o doğru kişiyi. Ben bulmuştum işte. Mutluydum. Huzurluydum ve garip bir gurur vardı içimde. Sanki insanlığa karşı bir zafer kazanmıştım. Bulamazsın diyenlere okkalı bi tokat savurmuştum. Mutluydum ve de huzurlu.

Yolda düşündüklerim bunlardı. Ve o uzun yol sanki çabucak bitmişti.

Bir güvercini ürkütme korkusuyla nasıl sessiz yürüyorsam, şimdide öyle giriyordum içeri. Sürpriz yapacaktım ya benim güvercinime. Ama... Ama yoktu kimse. Sessizdi oda, sessizdi ev. Sessizdi dünya... Bağırdım, seslendim. Benim sesliliğime inat, sessizdi işte ev. Cevap gelmiyordu O'ndan. Yoktu. Gitmişti...

Gidişini bana haber etmiş, bir kuru mektupla. Ne mektubu be, not işte. İki satır yazı.

Gördüm, aldım elime okudum ve geri koydum. Sanki bir şey değişecek.

“Senin yokluğunda, seni hiç özlemedim. Ve düşünürken bunu, kendimi mutlu olduğum başka bir yerde buldum. Sensiz mutluydum. O halde gitmeliydim.”

Bu dürüstlüğü etkilemişti beni en çok. Ondan güvenmiştim gözlerindeki o sevdalı bakışa.

En umutsuz anımda bir güneş olmuştu. Kimse sevmez beni derken, sarmıştı kollarıyla. Sandım ki hiç bırakmayacak. İşte dedim doğru insan. Beklediğim geldi demiştim. Değmişti de beklediğime...

Ama ben değilmişim O'nun doğru insanı. Ben değilmişim beklediği. Bir başkası imiş..

Doğru insan değil miydi? Yanlış mıydı? Ya da zaman mıydı sadece yanlış olan.

Kaç yanlış götürdü şimdi doğruyu ? ...

Ya da var mıydı ki bir doğru, onca yanlışın içinde...

Yine kaldım bi başıma. Ne yanlışım var yanımda, ne de doğrum...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…