Ana içeriğe atla

Yalnız Uyuyamamak.



Aman fenalardayım a dostlar. Geçen gece kesinkes emin oldum. Yalnız uyuyamıyorum artık.
Şimdi burada, sevgili şeklinde algılayanlar olabilir. Onlara sadece sırıtıyorum, tüm dişlerimi göstererek hemde. 32 derdim de yalan olur şimdi. :D

Efenim, kalabalık ailelerde büyüyenler bilir. Çocuklar odalarını illa kardeş yahut kardeşlerle beraber kullanır. Oda ortaktır, eşyalar ortak olur hal böyle olunca. Giyim eşyasıdır genelde bu. Bazen yatak bile ortak olur.
E durum böyle olunca ve bu ortak durum çocukluktan günümüze kadar devam edince de, insanda ister istemez bir alışkanlık oluşuyor.
En başta sessizliğe alışamıyor insan. Tek başına koca odada olmaya alışamıyor. Ki o oda eskiden hep küçük görünmüştür.
Şimdi geçen gece yaşadıklarımı özetlemek gerekirse, resmen zor uyudum. Korktum tam anlamıyla. Manasız ve saçma bissürü şeyler geçti aklımdan. Bir ara yatağın altında yaratık olduğuna ve yatağı deli gibi salladığına öyle inandırdım ki kendimi, bir ara harbi kendimi sallanır gibi hisseder oldum. Ama tüm bunları kaskatı kesilmiş faziyette kuruyorum beynimde. Korkudan aklıma gelen her şeyi okuyorum. Ama kılım bile kıpırdamıyor.
Ardımdan örümcekler mi gelmiyor. Biri mi var diye tırsmalar mı desem. Duvardaki ya da masadaki objeleri olurolmadık şekillere bürünmüş görmek mi desem... daha neler neler. Yani gözlerimi kapasam ayrı dert, açık tutsam ayrı dert yaşadım o gece.
Sonunda yine hiç kıpraşmadan  uyumayı başardım. Kapıyı bile kapatmamıştım ama yine de tüm bunları aklımdan geçirmeme yani korkmama engel olmadı bu ayrıntı.
Yazının özeti olarak diyebilirim ki, alışmışım ben biri ile uyumaya. Odamı hep ablamlarla paylaştık biz. Hala da paylaşırız. O gün tek yatmak zorunda kalmıştım. Aslında alışmak lazım. Ve aslında tırsak biri de değilimdir. Yani her şeyden korkmam ama sanırım dediğim gibi alışmışım. 
Yoksa korkak değilim ya ben... değilim değilim.

Yorumlar

  1. Bağlantı fuzel olmuş hayalperest... ama ben ışıksiz zifiri odada uyurum ve sarilamadiktan sonra da kimseyi istemem odada :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) :) Bende ışıklı odada uyumam. Gece lambası vardı ama yine de tırstmama engel olmadı. halbuki annemler iki adım ötede yatıyordu. Sadece odada yalnız idim yani. :D

      Sil
  2. hihihi ben de öyleydimdi eskiden sonra beni kovdu odadan bi de ikizim ya düşün yani onun uyuma saatleri ve benimkiler uyuşmadı hiç ben top patlasa uyurum o çıt çıksa uyanır öyle olunca durum yaklaşık üç senedir alıştım ben de napiyim insan alışıyor da işte ilkler korkutucu olabiliyor ben de çok kurmuşumdur kafamda öyle:)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Değil mi ama alışmaktan ileri geliyor. Yoksa korkak falan değilim, değiliz. :D

      Sil
  3. Yazdıklarını okuduğumda hayal gücümüz ne kadar güçlü demekten alamadım kendimi. Bilinç altımız çocukluğumuzdan itibaren öyle şeylerle dolduruluyor ki sonunda bir gün senin yaşadığına benzer şeylerle dışarı çıkıveriyor biriktirdiklerimiz.

    "Burası benim evim ve benim için buradan daha güvenli bir yer olamaz" deyip uyumak bunun tek çözümü sanırım.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet tek güçlü, hayal gücümüz.. o kadar.. :)

      Sil
  4. Kalabalık ailede ve bir odada üç kişi uyuduğumdan anlayabilirim seni. Ama insan zamanla alışıyor. Uykuyla çok derdi olan bir insan değilim, rahat uyurum. Yalnız olduğumda belki biraz huzursuz olurum ama o kadar:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende uykusuzluk çekmem aslında. yalnız olunca kafayı yedim galiba. :D

      Sil
  5. allam ya unut şunları yaa.
    geçer geçer.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Tamam unutacağım gidecek... İnşaallah..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…