Ana içeriğe atla

Hatıralar Diyarına Yolculuk.

Filmlerin dizilerin o meşhur sahnesi. Doktor, yok onlar kendilerine genelde danışman diyorlar de mi, şöyle diyor ya: hadi biraz çocukluğuna gidelim..
Sevgili blogdaş Deeptone'ninde Çalıkuşu mimi, bana bu hissi verdi. Hatırladığınız en son çocukluk anınız ne ve kaç yaşındayken, diye sormuş.

İşin açıkcası bendeki hatıralarda pek yaş yok. Yaşımı hatırlamıyorum. Millet, şu yaşımdaydım, şu şu olmuştu der, şaşarım. Kaldıki bana göre hafızam iyidir de. Demek ki yaş ile sıkıntım var benim. 
Örneğin, kışın boyum kadar kar yağardı. Kapımızın önü kardan kapanırdı. Babam saatlerce uğraşırdı açmak için. Tabi boyum kadar meselesinde küçüklüğümden boyum kadar olması normaldir de, harbiden çok yağarmış ama o vakitler ki, kapımızın önü kapanırmış. Şu birkaç yıldır öyle kar görmedik ne yazık ki. Neyse, dramlaştırmayalım mevzuyu. 
Bizde ablamlarla toplanır, karda oynamak için özel seçim kıyafetler giyerdik. Kat kat. O boyum kadar karın içinde yürüdüğüm anı hatırlarım. Ne keyifli idi, o karda yürümek. Bir iz bırakmak. İlk basanın ben olması. İnanılmaz keyifliydi.

Şimdi geçelim yaza. Yaş kısmını hatırlamadığımdan okul zamanlarımı hatırlamaya çalışıyorum. Ama ondan da emin olamıyorum.
Bisiklet ile ilgili anılarıma geçelim yaz demişken. Yaz olur da bisiklet olmaz mı..
Ama bilenler ve hatırlayanlar bilir ki, benim hiç bisikletim olmadı. Hala da bilmem bisiklet sürmesini. Yakın arkadaşımın bisikleti vardı. O kullanır, ben peşinden koşardım, deli gibi. Ablamda kızardı bana.
Sonra bisikletle ilgili korku dolu bir anım var, maalesef. Evimiz yolun kenarında idi. Yolu geçip eve gideceğim. İlkokul 2ye ya da 3e gidiyorum. Bu hatırımda ama net değil yine. Üzerimde lacivert renk kumaş pantolonum var. Tam karşıya geçeceğim, o an nereden nasıl çıktığını hatırlamadığım bir bisikletli belirdi karşımda. Ben geri adım atıyorum, o da geri geliyor. Ben ileri gitmeye çalışıyorum o da öyle. Ama nasıl korktum bir bilseniz, ezecek beni sandım. Birde dipdibeyiz. Sonra nihayet geçebildim karşıya ama ağlayarak. Ve pantolonum ıslak olarak. Evimizin yan kenarında oturup saatlerce ağladığımı hatırlıyorum. Tir tir titreyerek.

Ve ilk zemzem içmem ve ilk duam belki de. Amcamlar hacıdan gelmişler. Ziyarete gitmiştik. Yine ilkokul 2 ya da 3e gittiğim vakitler. Küçük bir fincanla verdiler zemzemi. Ayağa kalkıp kıbleye yöneldik. İçmeden dua edin, kabul olur, demişlerdi. O an ettiğim duamın kabul olduğunu çok iyi biliyorum. Ne mi dilemiştim. Okul hayatım boyunca başarılı olmayı. Oldum da. Keşke bir ömür isteseymişim. 



Yorumlar

  1. :) şu bisiklet dışında iyi sırıttım valla :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ona da çok üstünde düşünmeden gülebiliriz aslında. :)

      Sil
  2. O eski karlar :) bende akşam yapan karla herkes kar topu oynarken sırt üstü yatıp yıldızlara bakmayı severdim
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O dediğini hiç yapmadım ben..
      :)

      Sil
    2. Çok yaptım ve büyüleciydi :)

      Sil
    3. Yapmalı öyleyse. :) Tabi o kar kimbilir ne zaman yağar.

      Sil
  3. Benim de genelde kış anılarım vardır..kazaklar montlar sobalar falan uçuşur hatıralarımda;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bizim küçükken evimiz bile yanıyormuş az daha. Ama hatırlamıyorum. Söylenenleri biliyorum sadece.
      A kış deyince şimdi aklıma güzel bir anım geldi. Babam bilmem kaç kilo mandalin alırdı. Akşam geldiğinde, hepimiz toplanırdık başına. Mandalinaları hepimize pay ederdi. Annemede. Ama sonra annemde kendi payını bize pay ederdi. :)

      Sil
  4. tüyleirm diken diken oldu :/
    doğru dua etmek işte o kadar önemli ki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet öyle. Neyi nasıl isteyeceğimizi iyi bilmemiz gerekiyor. O yüzden herşeyin hayırlısını istemek belki de en güzeli..
      :)

      Sil
  5. Anılar, bazen güldüren, bazen hüzünlendiren ve bizi biz eden..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Onları unutmak sanki insanı eksikleştiriyor. :)

      Sil
  6. istemekten vazgeçmiyoruz.
    neyse ki, duada sınırımız yok.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hiç bir zaman hem de..
      Sınırsız hayallerimiz gibi. :)

      Sil
  7. Küçükken o korkular var ya çok fena benim de var bir kaç tane.

    Ay ama mandalin çok hoşmuş yorumları da okudum da :D

    Zemzem ve dua çok güzel ya :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) :)
      Çocukken korkular daha farklı oluyor.
      Sorma, en güzel anılarımdan. hele birde kim önce bitirecek kim sona bırakacak kaygılarımız vardı ki, dha bi güzelleşirdi. :D
      İkinci içtiğimde ne dilediğimi hatırlamıyorum. Halbuki daha büyüktüm. :)

      Sil
    2. Bizde de şey olurdu fındık falan olunca biri ortaya oturur çat çat kırardı sonra bölüştürürdük kırarken böyle mesela kardeşim falan alırdı yaa yemesenee muhabbeti olurdu çok eğlenceli geliyo şimdi :D

      O masumiyet o içten dilek ooy nabrut demiş ya tüylerim diken diken oldu diye bende de öyle oldu işte :)

      Sil
    3. Bizde şimdi fındığı annem kırıyor, etrafına doluşmuş bizler yiyoruz. :D
      O zamanlar tek endişemiz karnedeki notlarımız oluyor, galiba.. Ne güzelmiş..
      :)

      Sil
  8. Senin üç tekerli bisikletin olmadı mı?
    Benim olmadı :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ):
      Benimde olmadı... tekerlekli birşeyin hiç olmadı galiba. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…