Ana içeriğe atla

Açık Bırakılan Kapılar.


Eğer bu soğuk kış günlerinde gittiğiniz dükkan, büro ve benzeri yerlerdeki kapalı kapıları giderken açık bırakıyorsanız şayet, arkanızdan tonlarca lafı da yiyorsunuz, bilmiş olun.

İçerisini ısıtmak için anamız ağlıyor haberiniz var mı sizin.. 

O ayakları, kapıdan giren o soğuk, nasıl kesiyor, bir bilginiz var mı? 

Yok tabi.. Kapı kapalıymış, açık kalmış.. ohhh.. kimin umrunda. Al başını git sen. 

Bir de iki dakika bir şey soracağım diye kapıyı açık bırakıp ayaküstü yarım saat çene çalanlar var tabi. Onlar ayrı zulüm. Ayrı dayaklıklar, söylemiş olayım. 

Tüm bu lafları eden, üşüyen, ayakları soğuktan kesilen biri olarak, mümkün olduğunca kapalı kapıları kapatmaya özen gösteriyorum.

Bu yazıyı da bir uyarı olarak not düşürüp, siz sevgili blogdaşlarımı bu konuda bilgilendirmeyi kendime bir borç bilirim.

Saygılar,
Sevgiler... :)




Yorumlar

  1. Kapı kapalıysa girinrce tekrar kapakmak gerek. Eğer açıksa kapı, onu kapamaya da yeltenmemeliyiz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet öyle yapmalıyız. Kapalı kapıyı açık bırakanlar kadar olmasada açık kapıyı kapakmak isteyenler de az değil.
      :)

      Sil
  2. Çok üşüyen biri olarak bende bu seslenişine katılıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Daha çok olduğumuzu düşünüyorum.
      Bakalım..

      Sil
  3. Daha çok daha çok varız emin olun. Elim ayağım ısınmaz girdiğim heryerde biryerleri örtme soba bulma petek bulup yapışma durumlarındayım. Seni çok iyi anlıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Siz dışarıdan gelip üşüyorsunuz, ya içeride çalışan napsın..
      Çoğalalım da bitsin bu işkence..
      :)

      Sil
  4. kapıya yazdınız di miiii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok yazmadık. :)
      Ama kapatmak yazmak mı lazım yani.. hem yazsa da değişen birşey olmaz bence. :-)

      Sil
  5. Sanırım biri çok üşümüş ;)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…