Ana içeriğe atla

Bir Reklam Molası

Her ne kadar, çok sevdiğimiz bir diziyi, filmi izlerkene zırtt diye araya girseler de, bazen, bazı bazı, onları eğlenceli buluyoruz. Reklamları.
Reklamcılık zor bir zanaat. Ama bu demek değil ki hepsi fevkalâde güzel olacak. Abuk reklamlar da yok değil.
Ama ben, izlerken keyif aldıklarım başta olmak üzere, dikkatimi çekenleri paylaşmak isterim.
Mesela ne zamandır aklımı gurcalar. En son Pamela ile tavan yaptı. Ardından şu Megan da var tabi.
Neden ?
Neden, cips reklamlarında kadın oynatılıyor? Cips erkeklere özgü bir ürün müdür ki? Hemde kadınlara ektra kadınlık katılarak çekiliyor bu reklamlar.
Ben cips yemeyi seven bir bayanım. Şu sıra öylesi reklamları çıktı ki, markette, bakkalda o ürüne bakarken bile yakalanmıyım aman, düşüncesi beliriyor kafamda.
Kola koladır. İçen içer. Artık reklamlar kolayı aile içeceği gibi pazarlamayı hedef almış. Sofralar, mutlu aile profilleri, ve kıral içecek kola. O yoksa o yemeklerin tadı asla ama asla çıkmazz...
Tabi son kola reklamında o koca şişeyi kafaya dikmek, o koca kıza hiç yakışmadı. Ama dikkat ederseniz ki, Bülent Ersoy'u içerken göstermiyor. İçmiş gibi yapıyor sadece. Niye ki acaba?
Şu yoğurt reklamı, işte saçma, absürt denilen reklama en birinci, son örnek.
Bir adam, deli gibi, yoğurt arabasının peşinden koşuyor. Sanki aşerdi kendileri. Karısı aşermiş olsa, bu denli yanayakıla aramaz yoğurt beyefendi. Hele son sahne. Karısı almış mendili, kocasının yüzünü siliyor. Ellerini de yıkamamıştır kesin. Belli direk oturmuş masaya adam.
Keyif aldıklarımı yazacağım dedim ama hep arızaları yazdım.
Şu araba reklamını seviyorum ama. Hala o timsahta gözüm var. O uşakta da. Hani arabasıyla her yere yetişen var ya, o.
Ve şu boya reklamı. Hani Buğra Gülsoy, Zerrin Tekindor, Gupse Özay ve Tülin Şahin'in şarkılı olarak söylediği; hayattan rengini alın, geriye ne kalır ki..
İşte o reklamda, bence Buğra Gülsoy, en güzel söyleyen kişi. Sesi güzel ciddin. Tülin Şahin en beğenmediğim. Gupse Özay'a karşı, şuan ismine doğru mu diye bakarken gördüğüm resimleriyle birlikte, bir gıcıklık kapladı içimi, nedense. İkinci güzel söyleyende Zerrin Tekindor. Yanlış anlaşılmasın, Kuzey Güney dizisine torpilim yok.
Şimdilik aklıma gelenler bunlar.
Nokta-lı virgül...

Yorumlar

  1. ben o yoğurt reklamını sempatik buldum nedense ama pınar beyazda ki çocuklar nedeniyle favorim okan bayülgen sesli peynir reklamı :))

    YanıtlaSil
  2. Banada saçma geldi. Adama kıl kaptım bi kere. :D
    Birara çikolata reklamı vardı. Ordada evin anası, babası yada kayınpederi artık kimse, yaşlı adamın ayağına çelme takıyordu. Sırf çikolatayı yemek için.
    Reklamlar sınır tanımıyor.
    Evet o reklam cidden güzel. Kuklalar, çocuklar.
    Seni gibi tatlıı civcivlerr.. (: (:

    YanıtlaSil
  3. ben de sınır oluyorum o reklamlara cok yapay gelıyo
    bu arada blogunu yenı kesfettım :) takıppteyım benımkıne de beklerım :) sevgılerr :))


    http://zeysfashionroom.blogspot.com/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yapay demişken, şu ayran yada kola harici içecek reklamları bana acayip yapay ve yalan geliyor. :)
      Benden de sevgiler. Teşekkürler.

      Sil
  4. Bende bu gün bütün gün "hayattan rengi alın geriye ne kalır ki" diye şarkı söyledim durdum. aslında reklamı çok sevmedim ama şarkı dikkatimi çekmiş olacak ki ezberletmişler bana :)

    YanıtlaSil
  5. Tüketici toplum olduk vesselam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyle..
      Şahsen, gıda ürünlerinde tanınmış olanları tercih ediyorum. Giyim kuşamda değil.

      Sil
  6. televizyonu kaldırınca, yabancı geldi bahsettiğin reklamlar. insan en çok reklamları izliyor aslında televizyon izleyeceğim derken. bir dankek reklamı vardı, biri dan biri kek diyordu, ne sinir bozucu bir reklam derdim hep ama saçma ya da değil, aklımda kaldı mı? mission completed

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne iyi etmişsiniz. :)
      İşte, belki de olayı hep bu açıdan düşünüp saçmalık derecelerini yükseltiyorlar herhal, reklamcılar.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…