Ana içeriğe atla

Keşke 30 Olsam... Mı Acaba ?

Şimdilerde sonu böyle oldu.

Keşke 30 olsam diye film var. Filmde daha 10.yaşın başlarındaki küçük kızımız, 30 yaşında olmayı hayal ediyor. Ve oluyor da, inanılmaz bir şekilde. Ama bedenen, ruhen değil.

İşte belki de sorun orda oluyor. Asıl mesele bu. Bedenin bir bakmışsın 30 oluvermiş ya, ruh ise daha karanlıktan korkan bir çocuk. Oyun peşinde hala. Ama çocukça oyunlar.

Çelişki işte bu noktada başlıyor.

Derler ya ruhun genç olsun. Gençliği geçtim de ruhun belli zaman sonra hala çocuk kalması bence büyük bir sorun.

İlk başta bedenin büyümesine alışamıyor insan. Kendimden biliyorum. Şöyle içinden kocaman bir “yuhhh...” çekiyor insan. Ben 30 mu olacağım şimdi diyorum içimden.

Şimdi sanmayın bu ruh, çocuk ruhu. Aslında değil. Biraz karışık. Büyük olmaya alışık değil. Belki de evin en küçüğü olmaktan dolayı. Bana göre 30 büyük bir yaş. Velhasıl bünye hazır değil. Hazırlamadı kendini daha. Ama işte zaman demiyor ki, bak bu şahsımuhterem daha hazır değilmiş, az biraz yavaştan alalım zamanı. Demiyor yani. Zırtt geçiyor.

İşte bende bu konuda yalnız mıyım değil miyim diye meraktan konuyu ankete taşıdım.

Bakalım bakalım, kaç kişi ben gibi. Ya da yalnız mıyım bir bileyim..

Yorumlar

  1. İzledim bu filmi.. Oldukça eğlenceli.. Ama ben 30'u biraz geçmiş bir kadın olarak diyorum ki keşke 25lerde sabit kalsaydım..

    YanıtlaSil
  2. Evet oralarda, ortada bir yerde. Kimsenin farketmediği bir noktada. (:

    YanıtlaSil
  3. Ahmet Hamdi yaşasaydı, bu filmi herhalde izlerdi.
    Filmi izlemedim; ama esas sorunun zamana uymak, yaşının adamı olmak olduğu belli. Küçük yaşlarda gelecek ilginçtir, büyük yaşlardaysa geçmiş özlemdir.
    Otuzunda biri için diyebilirim ki: Ah, keşke 10 olsam!

    YanıtlaSil
  4. Herşey o merakla başlıyor zaten. O merak geçincede, iş işden geçmiş oluyor. Başlıyorsun o çocukluğu özlemeye.
    Ama birde şu var. Hiç merak yok, sen aksine büyümek istemiyorsun. Ama bir bakmışsın ki yaş gitmiş. (: (:

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…