Ana içeriğe atla

Kardeş Kavgaları

Daha hepsi çocuk denecek yaşlardadır kardeşlerin. Kavga ederler. Birinin eli kesilir.

Sonrasında o, hiç zarar görmez. Belki de en büyük olmanın ve cinsiyetinin farklılığındandır. Büyüdükçe o farkları iyi kullanmayı öğrenir. Olmayan hastalığını da.

Kardeşler için bir elin parmakları gibi denir. Ne doğrudur. Hiçbiri birbirine benzemez.

Biri el işinde oldukça marifetlidir. Elinden her iş gelirken, diğeri beceremez. Birinin eli çabuktur. Diğerinin ağır.

Birine şakasına dediğin her laf ciddiye alınır. Diğerine ciddi ne söylesen şaka anlar.

Biri hep çalışmıştır. Aileye bakmıştır. Diğeri bir kere aldığı şeyi, bir ömür almış gibi gösterebilir.

Biri sever gibi yapar. Diğeri de sevdiği halde, sevmez gibi görünür.

Hal böyle olunca, el, tüm parmakları sever mi? Sever değil mi? Bir olsunlar, bir arada olsunlar diye. Ama ya, birini diğerlerinden üstün tutuyorsa? Hep ezilen gördüğü ama aslında ezenin o olduğunu bir türlü farketmiyorsa el? Parmaklar arası, yani kardeşler arası birlik sağlanabilir mi?

Kardeşler kavga eder. Bazen kavgaları saman alevi gibi olur. Bazen bir ömür bile sürer. Sebebine iyi bakmak lazımdır. Taraf olmadan evvel.

Yorumlar

  1. Benim çocuklar da kah kavgalı kah barışık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Sonu hep güzel bitsin İnşaallah.

      Sil
  2. büyüdükçe bağları bozuluyor insanların.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kavgaların renginin değişmesinden galiba. Büyüdükçe, kavgalarda sebepleri de büyüyor.

      Sil
  3. hımmmm nerden geldi şimdi bu yazııııı.
    :)
    doğrudur ya.
    yıllarca kavga edip küs kalan var di mi.
    anlayamam bunu.
    kızkardeşimle çok nadir takışırız.
    genelde kıkırdarız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Geldi bir yerlerden. :)
      Evet öylesi de var, böylesi de var. İkisi de kardeş kavgası ama sonuçları farklı oluyor. Niye ki acep? diye düşünmek lazım diyorum özetle. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…