Ana içeriğe atla

Köpek Çocuğu Isırdı, Çocuk Köpeği Boğdu.

Gazeteciliğin bir meşhur lafı vardır ya; köpek adamı değil, adam köpeği ısırırsa haber olur.
Bu haberi izlerken geldi aklıma bu laf. Çünkü ortada normal olmayan bir olay vardı. Isırılan kişi, ki o daha çocuk, onu ısıran köpeği boğmuştu suda.

Haberi izleyip bilenler vardır içinizde. Çocuğun o anki görüntülerini, olayı hastanede anlatmasını izlemiş olanlara sorum var. O çocukta bir tuhaflık gördünüz mü hiç? Biz gördük. Bizce “ablam ve ben” çocuk, köpek tarafından saldırıya uğramış bir çocuk olarak, yüzü yaralanmış bir çocuk olarak fazlasıyla sakindi. Ambulansa yürüyerek, sakin bir şekilde biniyordu. Yüzünde o dehşeti yaşamış birinin ifadesi yoktu. Korku yoktu gözlerinde. Yaş yoktu.
Olayı anlatırken sakindi. “ kanı gördüm, girdim denize tekrar ve köpeği boğdum” diyor. Kısasa kısas yapmış. O halinde, o yaşında, onu o hale getiren köpeği öldürme gereği duyuyor. Sizce bunda bir tuhaflık yok mu? Şiddete şiddetle karşılık vermek bir çocuk için bu basit bir olay mı?

Haberlerde köpeğin yaptığı saldıradan bahsedildi. Çocuğun yüzünde kalacak izlerden. Ya içindeki yaralar? Evet içinde oluşmuş ciddi bir yara bence zaten varmış. O çocuk ileride yine kendisine zarar vermek isteyen bir insanada aynı düşünce ile zarar vermez mi? Canını almak istemez mi ? Olay sadece kendine saldırmış bir köpeği öldürmesi mi? Boğuşurlarken öldürmüyor ki köpeği. Elinden kurtuluyor, yarasını farkediyor ve dönüp köpeği suda boğuyor o çocuk.

Ortada, şiddete uğramış bir çocuk var. Evet. Ama birde o şiddeti kendince, ölümle sonlandıran bir çocukta var. Ben bunu demek istiyorum. Olaya birde bu açıdan bakmak lazım değil mi?

İşte o “kahraman” çocuğun haberi: tıklayıp izleyin.

Yorumlar

  1. Birde "kahraman" denilmiş çocuk. Hep öyledir ya filmlerde, birilerini öldüren kahraman olur...

    YanıtlaSil
  2. Böyle durumları, başınıza gelmeden bilemezsiniz...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah korusun, sizin başınıza gelse, sizde mi köpeği öldürürsünüz. Yaşınızı bilmem ama bunu yapan daha çocuk. Elbette başına gelen olay, öyle hafife alınacak bir olay değil. Ama olay karşısında verdiği tepkide hafife alınmamalı. Ben bunun altını çizmek istiyorum sadece. Size normal gelebilir. Ama bana gelmiyor.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…