Ana içeriğe atla

Hayat Fırını.


Hayat bir fırın misali. Kimimizi yakıyor ateşinde. Kimimiz çiğ kalıyoruz. Ve bazı çiğ kalanlarımız, birilerinin midesine oturuyor.

Her birimiz fırından çıkan birer nimetiz aslında. Ama sonumuz her zaman bir olmuyor. Yani kaderimiz. Hani bir laf vardır ya, ekmek aslanın ağzında. Kimimiz işte, o ekmek gibi aslanın ağzında yaşıyoruz. Ölümle burun buruna. Birilerinin umrunda, çoğunun hiç değil.

Bazımız sıcak ekmek gibi ilgi görüyoruz. Ya da görüntüsü ve içi mükemmel bir pasta gibi. Herkesin ilk görüşte iştahını açan. Almak için çabaladığı. Kiminin de sadece camekandan bakıp kaldığı.

Yahut bayat bir ekmek gibi, kenara atılmışız. Çöpe atılmışız. Birilerinin umrunda, çoğunun hiç değil.

Pide gibi doyurucu ve paylaşımcı olanlarımız var bu hayat fırınında. Öyle arada bir de olsa karşımıza çıkan. Bazen kıymet bilmediğimiz. Yahut ona bile uzaktan bakmak zorunda kaldığımız.

Simitiz çoğumuz. Üç kuruşa ve her yerde bulunan. Ama lezzetli. Doyurucu. Ağızda tat bırakanlarız biz, çoğumuz.

Ama pastada gözü olanların bize tenezzül etmediği bir fırın bu dünya. Bayatın bayatla, simitin simitle ömür geçirdiği bir dünya, bu dünya.

Sen hiç, o süslü pastanın yanında bayat ekmek satan bir fırın gördün mü? Göremezsin ki. Çünkü onların yeri farklıdır fırında. Bunu bilirsin. Ve işin düştüğünde, kenardaki o bayatı yahut o simiti görürsün sen.

Halbuki hepsi fırında pişer bu nimetlerin. Hepsi birer nimettir. Kıymeti bilinmez. 

Ve bu fırın, o bayat ekmeklerini saklamasını çok iyi bilir. Baktığında sadece o sıcak ekmekleri ve güzel pastaları görürsün. Görmek istersin belki de... 

Yorumlar

  1. Bazı insanlar dışı çok güzel süslenmiş ama içindeki keki yanmış pastalar gibidir. Dışını görüp insanlar ona hayranlıkla bakar sahip olmak ister ve işte sahip olduğu zaman anlar içinin dışı gibi güzel olmadığını...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Tıpkı içi çiğ kalmış ekmek gibi.. :)

      Sil
  2. çok iyi yazmışsın.
    bunu yazmış olmayı isterdim.
    :)

    YanıtlaSil
  3. Wauuuuv çok güzel bir bakış açısı :)

    Ve mimlendin :)
    http://pehito.blogspot.com/2013/04/zevkle-bir-mim-daha.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Teşekkürler.
      Mim içinde teşekkürler. cevaplayacağım soruları. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…