Ana içeriğe atla

Bir Kahvenin Kırk Yıllık Hatrına mı Bunlar?

Bizim burada bir kitapçı var. İkinci el kitap satıyor ama. Her türlüsü var. Belediyeden, vatandaştan, ordan burdan topluyormuş kitapları. Çok ucuz fiyata da satıyor.
Adam tip biri. Karısı desen, ondan tip. Ya da bana göre öyleler. Bilmiyorum, ikisine de içim hiç ısınmadı, bir onu biliyorum.
Dükkanları küçük bir yer. Bizim patron da, gel demiş, çayını kahveni bizden al. İlk günler adam geliyordu. Hatta işimi bile bırakıp, ben hazırlıyordum çayı kahveyi. Sonra adam kendisi almaya başladı. Ben işim var dedim. Birde kapı kapalı ya, mutfağa girmeden, gelen benim, demek için kapıyı açar, selam verirdi adam. Sonra karısı gelmeye başladı. Ama direk mutfağa giriyor kadın. Bizde her seferinde, görmediysek eğer, kim girdi ki içeri diye merak ve telaş oluyoruz. Bir keresinde, geldiğinizde haber verin dedim. Tamam dedi, sonra bir iki kere haber verdi ama sonra yine bıraktı.
Ha, bir keresinde, adam gelmişti çay almaya. Çay, rafta iki paket üstüste duruyordu. Üstteki bitti, ben alttaki dolu sanıyorum. Meğer o da boşmuş. Adama çay bitmiş demiştim. O da gitmiş, patrona yetiştirmiş, çay bitmiş diye. Öyle tuhafıma gitti ki. Patron da, ben çayın bittiğini milletten mi öğreneceğim uyuşuk, dedi. Ne desem bilemedim. Adam çay olmadığını nasıl dedi acaba? Hala o konuyu merak ederim doğrusu.
Şimdilerde de yeni huy edindiler. Bayadır çay kahve almaya gelmiyorlardı. Dün kadın geldi, pat diye mutfağa girmesi ile çıkması bir oldu. Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken, mutfaktaki hazır paket kahvelere bir düzen verdim. Biri ellerse anlayacağım. Ki bugün geldi, yine girip çıktığı bir oldu. Baktım, hazırlardan almış gitmiş. Üstelik dükkanlarından da gelmiyordu. Elinde cüzdanı vardı. Yani artık anladığım üzere, sıcak suları var. Hatta şekerleri de var. Ama içecekleri yok. Geliyor onu da bizden alıyorlar. Ki hatta bir keresinde kadın, kocası için kahve içmez demişti. Yani kadın kendi için, sıkılmadan, gocunmadan yol üstünden geçerken kahvemi de alıp gideyim diyebiliyor. Kendine yani. Bize bir şey dediği yok, sağolsun.
Ve bu bana acayip tuhaf geliyor. Tamam eskiden, herşeyini, bardağı hariç, buradan temin eder, giderlerdi. Anlaşılır bir şey. Ama şimdi, sadece hazır paket kahveyi alıp gitmek ne demek ya. Resmen iyi niyet sömürgesi bu bence. Bence anlaşılmaz bir durum. Adlandıramıyorum.
Sizce çok mu fesatım ya da pintiyim ben.
Kaybolan kaşıklarında onlarda olduğunu düşünüyorum. Mutfağa giren ve çıkan diğer kişiler onlar çünkü. Aldılar ama geri getirmeyi unuttular. Bu kadar da duyarsızlık örneği sergilediklerini düşünüyorum. Kaşıkları da sormayı düşünüyorum ama yanlış anlamalarından korkuyorum.
Sanki kaşık fabrikamız var bizim. Sanki kahve dükkanıyız. İşte son lafım da budur.

Yorumlar

  1. "Mutfakta biri mi var" sloganıyla "Lipton" çay reklamını hatırlattınız bize. İlginç bir yazıydı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Mevzu bahis olan zatlar ilginç demek ki, ondan. :) :)

      Sil
  2. Yorum yok. Zira yorum yazarsam biraz ağır yazacağım. Duygularımı ifade edebildim umarım. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D
      Tamam anlaşıldı. Anladım ben. Yalnız olmadığımı anladım. :)

      Sil
  3. Nerde yaşıyor bu insanlar!!!!
    Hiç sevmem bu tarzı.
    Olayın pinti olmakla hele hiç alakası yok. Saygı nerde?
    Senin patron da tuhaf adammış. Tamam yardımcı olunur da bu kadarına bir anlam veremedim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Dün sadece kahveyi alıp gittiğinden kesin emin olunca, patrona söylesem mi söylemesem mi diye düşündüm. ama söyledim. Tuhaf karşıladığımı da ima ederek. Güldü, birşey demedi. O da zaten kadının pat diye girip çıkmasından rahatsız ama birşey demiyor. Sanırım kırmaktan çekiniyor. Birde ilk evvela adamla muhabbet kurmuşlardı bu mevzuda. O geliyordu ya, ondan herhal diye düşünüyorum. Ama diğer açık kahveyi ve süt tozunu sakla dedi. Bence hazır kahveleri kaldırmamız lazımdı. :D

      Sil
  4. yuh onlara.
    biz türkler sınır bilmeyiz yaaa.
    ayıp tabii ki.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Ben mi tuhaf karşılıyorum acaba diyordum. Onlar tuhafmış.
      :)

      Sil
  5. Blogunun yorum kısmı epey bir kapalıydı.
    Kaç kere baktım..
    Açtığın iyi olmuş hayalperest ;)
    Teman da çok dinlendirici...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, çok fazla dayanmadım yorumsuzluğa. :)
      Teşekkürler. Eksik olmayın.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Güven Duygusu - Hikaye

Dükkana girdiğimde, şöyle etrafa bakınıp ne alacağımı düşünüyordum. Sonra ağlama sesini duydum. Herhalde annesi istediğini almıyor çocuğun diye düşündüm. Raftan en sonunda bir şey seçip kasaya yöneldim. Ağlayan çocuğu gördüm. Sandığım gibi annesine ağlamıyordu. Yalnızdı. Dükkan sahibi müşterisine para üstü verirken, çocuğa bakıp,” hadi defol git, git demedim mi sana. Yok benim beleş verecek malım...” diye sinirli ve hiddetli bir şekilde bağırıyordu. O müşteri çıkınca sıra benimdi. Gözüm çocuktaydı. Gayri ihtiyari elimdekini masaya bıraktım. Çocuk: “ amca, vallahi doğru söylüyorum. Paramı kaybettim, anam evde ekmek bekliyor. Sonra veririm sana. Lütfen..” diyordu, ağlayarak. Dükkan sahibinin “ borcunuz 1.75 lira” dediğinde göz göze geldik. Artık nasıl bakmışsam adam bana “ hep böyle bunlar bacım” cümlesiyle başlayan uzun bir açıklama yaptı. Çocuk verilen parayı kaybettiğini söylüyor, sonra başka dükkandan çikolata alıyormuş. Çocuğa baktım. Oda bana baktı. “ Abla valla birkez yaptım, o gü…