Ana içeriğe atla

Cool mu Yoksa Kıl mı? Olmak Vardı Şimdi..

Blogumun ikinci yaşını doldurmasına bir ay gibi bir süre kaldı. Diktiğim ağacım bu sene içinde de büyüdü de büyüdü. Hepsi sizinle oldu.
Beni az çok tanıdınız. Belki de sevdiniz. Ailenizden biri bile oldum belki. (Abart abart.. nereye kadar.. )
Blog konusunda takıntılarım olduğunu az çok farketmişsinizdir. Gerçi bunları hep twitter üzerinden yazdım. Mesela yorum konusu. Yorum attığım bir blogda yorumum cevaplanmadığında gıcık oluyorum. Ve buna takılıyorum. Gün boyu bakıyorum, bakayım yazmış mı cevap diye. Ve her cevapsız gördüğümde gıcıklık seviyem artıyor.
Bu durumu bir ben yaşamıyorum değil mi? Hayır, tamam insanın işi gücü olur, cevaplayamaz da, o insanı ben başka yerlerde görüyorum. Ama yorumuma cevabını göremiyorum.
Nedir yani bu? Ben buna kıl oluyorum arkadaş. Başka konu yazmasını biliyor, yoruma iki kelam yazmasını bilmiyor.
Ne oluyor yani yazmayınca, Cool insan mı, blogdaş mı oluyorsun?
Yok anacığım olmuyorsun. Cool insan olsan o yorumları kapatırsın. Tıpkı ben gibi. Tamam kapatıyorum. Yorum kısmını blogumdan kaldırıyorum sevgili blogdaşlar. Haberiniz olsun. İş Cool'luksa, alın size Cool'luk işte.
Zaten adsız olarak yabancı yabancı bissürü yorum geliyor. Bazısına vicdan yapıyorum, yayınlamadım diye. Türkiye'den sonra Rusya ikinci sırada blogumu takip eden kitle sıralamasında. Bir bağlantım falan da yok ama, sağolsunlar.
İkinci Cool'luksa her gün değil, ayda bir yazı yazmalar falan. Ne o öyle, hergün hergün yazmalar falan. Ne kadar ayıp. Alıştırma insanı öyle.
Bende Cool olcam ya, ayda olmadı, haftada bir yazdım bazı bazı. Tamam burada bu şekil yazan sevgili blogdaşlarımın hepsini kapsamıyorum. Lütfen.
Ama bazılarından ciddi ciddi, bu konuda kıl kaptığım oldu. Lafım onlara. Siz üstünüze alınmayın. Üstüne alınacaklar, yorum atmadıklarım olsun diyeyim de, siz rahatlayın emi. 
Bir de zaten yine şu malum reklamın aynısından bir reklam daha gelmiş. İçerik normal ama reklam aynı anacığım. (Anacığım demem niyeyse artık..) Yayınlamak istemiyorum bu sebeple. Napalım, teklifi getiren utansın. Zaten erkek yerine koymuş beni. Bakıyorum, erkeklere yollamamış sanki. Gördüklerim hep kız. Ne alaka ise.
Neyse..
Lafı uzatmayalım biz.
Annee.. Bak ben Cool oldum.

Küçük bir not: Lütfen Cool kelimesini KIL olarak okuyun. Saygılar, sevgiler...
Küçük bir not daha: Yorum kapama işini bu konudan sonra yapacağım. Şimdi onca lafı söylemiş olup, yoruma kapamayalım konuyu da, adımız korkağa çıkmasın.

Yorumlar

  1. yorum yazdığım bloga gidip bakmıyorum özellikle ama cevap verilmediğini anlarsam ben de kızıyorum.

    ben her gün yazıyorum ama ben de bi kulum, Allah' ın kuluyuz hepimiz neticede :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende merak oluyor, napıyım.. gidip bakıyorum. :D Görmeyince de gıcık oluyorum.
      :) :) herkes öyle kul olsa keşke..

      Sil
  2. Ahahaha o bloglardaki yorumların cevaplanmaması konusunda size katılıyorum :D Ama google amcam hiç onunla ilgili bi sistem düşünmemiş, yani şu yorumuna cevap yazdı falan diye haber verse keşke. Bende sizin gibi bloglara girip girip acaba ne yazmış yorumuma diye bakıyorum, cevap yoksa cizıs kırayst diyip geri çıkıyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D İyi ya.. Bu yorumları okudukça seviniyorum. Düşüncemde yalnız değilmişim.
      Evet olsa idi iyi cidden. Onun sistemi başka galiba.

      Sil
  3. yoruma cevap yazmamak hakikaten kabalık.. hiç değilse bi gülücük koyar insan ne bileyim bi teşekkür eder..

    en iyisi takip etme öyle insanları kafan rahat olsun :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. De mi ama. :)
      Hımm... iyi bir çözümmüş aslında. Yapmak lazım.

      Sil
  4. Şu yorum olayına ben de katılıyorum açıkçası. Karşı taraftan ister istemez bir karşılık bekliyor insan, gelmeyince de sinir olunuyor. Ama tabii bu Atakan Yener arkadaşın da dediği gibi, onların kabalığı.

    (İnşallah Uyuşuk yorumuma cevap verir allaaam nolur!) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet. Sinirlik, kabalık.. herşey var içinde. :)

      :D hımmm.. gıcıklık edip vermesem mi acabaa..

      Sil
  5. Anlamlı bir yazı olmuş. Bence o kadar düşünme, sen beğendiğin ya da beğenmediğin için bir şeyler yazıyorsun.( yorum kısmına) Bunu kendin için yapıyorsun öyle düşün ve KIL pardon COOL olma :) böyle çok güzelsin, içtensin :)

    Yorumlara sakın kapama, unutmadan onuda ekleyeyim :)) böyle paylaşmış oluyoruz. Hatırlarım Teımanın Taksim'de sahne aldığı bir bara gitmiştim, sonunda bir daha girmem Tv'den izlerim daha iyi dedim. Adam tek laf etmeden , seyirciye bir merhaba demeden şarkılarını söyleyip indii sahneden. Sen yorumlara kapatırsan aynısı olur. Tadı tuzu kalmaz. Ben ne düşündüğümü yazmak istiyorum sana. Bak mesela şimdi destan yazdım :))

    Sevgilerimle :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maillerime bakmadan evvel aklımdan geçen ilk şu oldu: Bir Allahın kulu da yorumlarını kapama demedi yaa..
      Bu yorumu okuyunca öyle sevindirik oldum ki. Tivitte bu konuda veryansın etmeyi bile düşünüyordum. :D
      Ama bir laf ettim, ardında durayım. Belli bir süre kapalı kalsın. Hem bende zaten fazla duramam gibime geliyor. Fazla Cool'laşamıyorum. :) :)
      Çok teşekkür ederim.
      Tüm sevgiler benden olsun. :)

      Sil
  6. Hatasız Cool olmaz geyiğine düşmemek için kendimi zor tutuyorum :)
    Takma yahu , ben burayı deşarj olmak için kullanıyorum yani en azından kendi içimdekileri yazarken (şiir,hikaye,öykü vs..) sende öyle yap ama gıcık olmaya da devam et
    takipcilik iyidir her zaman :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :D Bu espri hiç gelmemişti aklıma yazarken. Kıl kısmına takıldığım için galiba.
      Öyle olmak lazım.
      Gıcık olmaya devam etmiyim ama yorum atmaya devam. :) :)
      evet iyidir. teşekkürler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…