Ana içeriğe atla

Esrarengiz Ölümler...

Eskiden işyerinde iki bilgisayar vardı. İki yazıcı vardı. Tek modem vardı. Bir an, işyerinin demirbaş dökümünü yapıyor gibi hissettim kendimi.
Şimdi ise, tek bilgisayar var. Bir fotokopi makinesi var. Ve bir tane kablosuz modemimiz var.
Bende tüm bunların üçgeninde oturuyorum.

Geçen senelerden dikkatimi çeken bir mevzu var. Anlattığım herkes bu olayın sebebini bilgisayarlardan yayılan zararlı şeyler yüzünden olduğunu söylüyor. Kendim de tehlike altındaymışım.

Olay şu: içeri giren, özellikle arılar, bir süre içeride kaldıklarında afallıyorlar ve sonrasında ölüyorlar. Tamam hemen ölmüyorlar. Ertesi gün ölmüş buluyorum onları. 
Mesela dün, yine arı girmiş içeri. Artık çıkmaya çalışırken mi yoruldu, yoksa hava mı dokundu da öyle oldu bilemedim. Sarhoş sarhoş oldu. Yavaşladı. Camı açtım da kurtardı kendini.

Şimdi de tepemde vız vız dolaşan koca bir sinek var. Nereden geliyorlar anlamıyorum. İki dakika kapı açık kalmasın dalıyorlar içeri. Çıkmayı da beceremiyorlar. Deli oluyorum.

Sinekler geberip gitsin de, arılar ölmesin ya. Arılar doğal yaşam için, bizim için çok gerekli hayvanlar. Onlar yok olursa, dünya da yok olur. Biliyor musunuz siz bunu? Bilmiyorsanız da öğrendiniz artık.
Arılara sahip çıkın. Aman öldürmeyin. Bu konuda bir Ömür Gedik olamam ama olmaya gönüllü olabilirim.

Ne diyordum ben. E niye ölüyor bu hayvanlar şimdi? 

Şimdi arılar ölmesin diyorsun, niye ölenleri ölmeden dışarı çıkartmadın derseniz, onlar bir köşede kalmış olanlar. Çıkarabildiklerimi çıkarıyorum zaten. Sinekleri de öyle. Ama onlar, çıkmayı tercih edenler ve elimde ölenler olarak ikiye ayrılıyorlar sadece. O kadar. :D

Yorumlar

  1. Sürüden kopan tek arı ölmeye ucuyordur zaten.
    Ya gelir sende bir iz bırakarak ölür yada evini bulmaya calisirken :)
    Sinekler gebersin zaten , maf olsunlar :d

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ayrıntıyı bilmiyordum. Yani bizim işyerinin ortamıyla ilgisi yok, desenize. :)
      Onlarında bir yararı var mıdır, bilemiyorum. :D

      Sil
  2. alla alla bilmiyodum.
    onlar ölüyosa bize de zararlı diy mi ya.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Zararlıdır bence de. Bir de kablosuz modem daha zararlıdır diye biliyorum ben. :)
      Allah sonumuzu hayır etsin. :)

      Sil
  3. Evet kablosuz modem daha zararlı ama bizi öldürmez merak etmeee (:
    Arılar da ölmesin amaaa yyaaaa ekoloji bozulmamalı :P

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) Belki sürürdürür.
      Bozulmasın evet. Bizde bozuluruz sonra. :)

      Sil
    2. yokkk canımmm daha neler =)

      buarada ekosistem yazacağıma ekoloji yazmışım hiç bozmuyorsunnn =))

      Sil
    3. :) :) bende farketmemişim...

      Sil
  4. Fotokopi makinasının çıkış kısmı sana dönük olmasın. Yani kağıtların indiği o hazne kısmı.En tehlikeli yeri..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. E bana dönük ama... hemde baya yakın. Eyvah eyvah.. değiştirebilirsem, değiştireyim o vakit. Teşekkürler.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…