Ana içeriğe atla

Gel Beraber Oyun Oynayalım.


Çivi oyununu bilir misin? Ben onu oynamak istiyorum. 
Tam hatırlamıyorum ama. İnşaallah senin hatırındadır.
Yağmurda yağmadı nicedir değil mi? Ama bize ıslak toprak lazım. Böyle çamurlaşmamış ama yumuşak toprak. İki de böyle orta boylu çivi bulduk mu tamamdır arkadaş.

Bak, tüm bunları hatırlıyorum da, işte oyunun kuralları nasıldı ki?
Şimdi çivileri sallayıp, toprağa saplıyoruz. Sıra ile yapıyoruz bunu. İlki yer belirleme oluyordu kanımca. İkinci ilk yolu -çizgiyi- belirliyordu. Böylece kendimize bir rota çiziyoruz diye hatırlıyorum ama nasıl ve neye göre oluyordu.

Yağmurdan sonra, oynanmaya müsait bir oyundu bu.

Bir keresinde, yine yağmur sonrası, çıkmış dışarı, arkadaşla oynuyorduk. Sonra arkadaşın ablası, hava soğukmuş diye kızmış ve kardeşini eve çağırmıştı.

Yağmur sonrası yumuşak bir toprak görürsem, ki biliyorum şimdilerde bu baya imkansızlaştı gibi bir şey, genelde aklıma bu oyun geliyor.

Şimdi ise, sevgili Paris İn Me isimli blogdaşın çocukluğunuzda oynadığınız oyunlar konulu mim konusunu görünce aklıma düştü.

Var mı bilen, iyice, tüm detaylarıyla hatırlayan bu oyunu? Gelin oynayalım hadi.

Ve şu 9 taş oyununu hatırlayan anlatsın, bir zahmet. :D

İnternetten baktım, çivi oyunu ile ilgili bu resim çıktı. Resmi görünce ve resmin bulunduğu siteye bakınca oyunu daha iyi hatırladım ama yine de yetersiz geldi bana.

Yorumlar

  1. aynen resimde gördüğün gibi oynuyorsun.
    9 taş da benim bildiğim 5 taş.
    sırayla avuçlayıp atıyorsun...
    bir de üst üste dizilen taşlı oyun vardı,
    onun adıda tombik değil miydi ?
    uydurmuş olabilirim :D
    yakan toplusu da vardı aynı oyunun

    şimdi kim koşturacak top peşinde, oynardık ama :)
    çocuk olmak zor derdi bir büyüğümüz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Adı başka bir şey idi ama ne? Güzel oyundu o da. :)
      Öyle ama bazen canım çekiyor he.. :) :)

      Sil
    2. sen iki koştur nefes nefese kalırsın hemen,
      çivi oyunu oynamaya kalksan dizlerin ağrır :D
      yaşlandın yavyum sen, hem de ne yaşlandın :))
      bırak bu hevesleri.... :P

      Sil
    3. Hain... sanki senin benden farkın var da. :D

      Sil
  2. Oyunu bende hatırlıyorum ama kurallarını ve amacını değil malesef...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oynarsak bence hatırlarız biz bu oyunu. :D

      Sil
  3. birbirinizin kaçmasını engeliyordun sanırım. evet çizgiler diğer arkadaşın çizgisine değmeyecek. amaç da değmeden çıkmasını engellemek gibi bir şey. yazdığımdan ben bile anlamadım, umarım siz anlarsınız :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yok ben anladım. Ama dediğim gibi pratik şart. :) :)
      Çiviyi atacak ve ilerleyecek yeri kalmadığında oyunu kaybetmiş oluyor evet.
      O yüzden iyi atıcı olmak lazım bu oyunda. :)
      Strajedi geliştirir bu oyun insanda. Küçümsememek lazım bu çocuk oyunlarını hiçbir zaman.

      Sil
  4. ilk senden duydum. hoşmuş.
    iyice araştırcam bunu.
    :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam. İyice öğrenirseniz bilgi verirseniz de mi? :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

İşe Girişte İstenen Belgeler Nerelerden Alınır?

İş bulmakla iş bitmiyor. Bunu biliyoruz. Zira elinize bir liste tutuşturuyorlar hemen. Git hepsini tamamla getir. Bu ilk deneyiminizse şayet, panik başlıyor hafiften. Bissürü evraklar. Şimdi bunlar, nereden, nasıl alınır?
Bende bu devrede biraz olsun yardımcı olmak adına, bazı evrakların, nereden alınacağını paylaşmak istiyorum. Şuanki pozisyonum vesilesi ile çoğunu biliyorum.
Gelelim listeye.
1.İkametgah. Şimdilerde adı Yerleşim Belgesidir. Bunu hemen not düşelim. İkisi de aynı evrak. Kafalar karışmasın. Sadece adı değişti. Bu belge, muhtarlıklardan alınır.
2.Nüfus Cüzdan Süreti veya Örneği. Bunlarda aynı evraktır. Bazı yerlerde örneği diye geçer, bazılarında süreti diye. Bu evrakta muhtarlıklardan alınır. Resimli bir evraktır. İsterseniz resimsiz olur ama resimli olması iyi olur.
3.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği ya da kısaca Nüfus kayıt örneği de yazanlar da var. İşte bu noktada kafa karışıyor. Zira bu sebeple nüfus cüzdan örneği sanılıyor. Bu Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği, nüfus müdürlükl…

Şubat Dizisi Final

Şubat dizisini bu konumda tanıtmaya çalışmıştım. Konusu her ne kadar orijinal gibi görünse de, orijinal değildi. Dizi bu akşamki bölümü ile final yapacak. Bence geç bile kaldılar. Zira, orijinal olma yolunda ilerleyebilecek güzelim senaryoyu mahvettiler. Yapımcıların mı yoksa senaristlerin mi merakı var, şu karanlık insanlara? Bir kötü adam oluyor ya dizide. Tam iyi olan onu altedecekken, bir bakıyorsun ki arkasında karanlık güçler var. Gölge adamlar falan. Yani senaryo uzadıkça uzuyor. Suyu çıkıyor işin. Şubat dizisi de aynen böyle oldu ne yazık ki. Dizinin kötü adamı sadece Samim Akça diye biliyorken, bir baktık, ardında daha kötüleri de varmış. Gölge adamlar bunlar. Yüzleri görünmüyor. Sonraları daha nice kötüler çıktı. Kimin ne olduğu belli olmamaya başladı. Dizinin başlarındaki o şifalı ilaç olayı artık bayatladı. Dünyanın, olayların akışına sahip olma derdine düştü herkes. İyi görünen insanlar tek tek kötü çıktı desek yeridir. Mesela Şubat'ın baba yerine koyduğu adam Aziz bey…

Bir İnsanı Deli Etmenin Yolları.

Size önereceğim bu yol aslında çok basit. Ama tabi basit olduğu için etkisi geçicidir. Eğer kalıcı hasar bırakma derdindeyseniz, lütfen başka kapıya. Şimdi, birini gıcık etmek, delirtmek, sinirden kudurtmak istiyorsanız, (tamam sonuncusu biraz fazla kaçtı, kabul ama ruh haline göre kudurabilirde) yapacağınız çok basit bir işlem. Yalnız, önce iyi bir gözlemci olmanız gerektiği söylemem lazım. Bir insanı delirtmek öyle kolay değil. Biraz emek şart. Lütfen. Hedefimizdeki delirteceğimiz şahsı, önce bir gözlemliyoruz. Yanından ayrılmıyoruz. Gözümüz hep üstünde olmalı. Evet, hedefimiz, bir iş yapmaya mı koyuldu, işte işlemimiz başlıyor. Hazır olun! Her ne yapıyorsa, diyeceğimiz şey şu: onu yap. Evet bu kadar basit. Geliyor mu, gel, diyeceksin. Gidiyor mu, git diyeceksin. Getiriyor mu, getir diyeceksin. Açıyor mu, aç diyeceksin. Özetle yaptığı işi yapmasını söyle.Buradaki hassas nokta, işe başladığı an yap demek. İşte gözlem, bu konuda şart. Düşünsenize. Ne kadar deli edici bir şe…